İKLİMLER
Bu kitap hakkında hislerimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Okuma listeme eklerken hakkında yorumlar okumuş, seveceğimi az çok tahmin etmiştim. Hediye olarak gelince de artık daha fazla bekletmeden okumak istedim.
Tahminlerimin de ötesinde bir okuma gerçekleştirdim. Böyle güzel duygular, böyle içten bir anlatım beklemiyordum. Aşkı böylesine güzel bir gözleme dayanarak işlemek her yazarın harcı değildir. Pembe düşler çerçevesinde bir aşkı anlatmak kolaydır.
Kitap iki bölümden oluşuyor. İki bölümün ortak noktası ise Philippe yani romanımızın erkek karakteri. Philippe ilk bölümde Odile ile tanışıyor ve onun hayatının aşkı olduğunu düşünüyor. Çok kısa bir sürede evleniyorlar. Asıl olaylar da bu evlilikle birlikte başlıyor.
Bazen bir insanı ilk gördünüz an onun sizin kaderiniz olduğunu, onunla mutlu bir hayat yaşayabilme, güzel anılar biriktirebilme ihtimalinizin olduğunun hatta daha da ileri gidecek olursak onun hayat eşiniz olabileceği duygusu sarar insanı Philippe içinde böyle oldu.
Peki Philippe bu kadar severken neler yaşanmış, neler olmuştur da bu aşk sonsuza kadar mutlu bir birlikteliğe ulaşamamıştır?
Bazen büyük bir aşk yaşarsın, onda aşkın her halini bulursun ama bir şekilde bu bağlılık sona ermiştir. Bu bağlılığın sona ermesinin mutsuzluğunu yaşarken aşkı tekrar bulduğunu sanarsın ama tekrardan aşık olmak o kadar da kolay değildir.
İkinci bölümde de Philippe’in içinde bukunduğu durum tam olarak bu şekildedir.
İkinci bölüme geldiğimizde ise aslında ilk bölümün tam tersini okuyoruz. İlk bölümde Philippe’in sergilemiş olduğu tavırları, bağlılığı, aşkı bu sefer hayatına dahil olan İsabelle karakterinde görüyoruz.
İki bölümde de aşk, aşkın getirileri, aşkın kişiler üzerindeki etkisi, fazla bağlılığın getirdiği olumsuzluklar, kıskançlık gibi konular bütün gerçekliği ile ortaya serilmiş.
İlk bölümdeki Philippe karakteri benim için aşkın vücut bulmuş haliydi. Aşk ancak bu kadar güzel yaşanır, biri ancak bu kadar güzel sevilir diyerek okudum.
Bir aşk kitabı okuyayım, o kitapta aşkın en güzel halini de en çaresiz halini de göreyim; aynı zamanda yazarın dili de güzel olsun, sıkılmadan okuyayım diyenlerin kesinlikle ilk tercih etmesi gereken kitap.
Belki de insanları en çok bölen şey, kimilerinin her şeyden önce geçmişte, kimilerinin de yalnız içinde bulundukları dakikada yaşamalarıdır.

