Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
🎩 “Görüntü aldatıcıdır.” derler; ne kadar doğru bir söz.”
🎩 “Çünkü, ah! Sizden şikâyet etmek dahi cinayettir.”
🎩 “İnsan mutlu olunca vakit nasıl çabuk geçiyor!”
Merhaba kitap dostlarım! Bugün size Türk klasiklerinin bilindik eserlerinden biri olan “Araba Sevdası” ile ilgili yorumlar yapmaya geldim. Recaizade Mahmut Ekrem’in kaleme aldığı bu eserle birlikte bir aşk hikayesi üzerinden dönemin toplumsal yapısını ve bireyin iç dünyasını okuyucuya aktarıyor.
Kitabın ana karakteri zengin bir ailenin oğlu olan Bihruz Bey’dir. Bihruz Bey, batılılaşmayı yanlış anlamış ve alafrangalaşmış bir bey olmasının yanı sıra arabalarına çok büyük bir tutkuyla bağlıdır. Ayrıca zenginlikten gelen bir dürtüyle kişisel bakımına, kıyafetlerine ve arabasının görüntüsüne çok önem verir. Bihruz Bey, her gün arabalarında biriyle dışarıda dolaşarak statüsünü herkese gösterir. Bir gün arabasıyla gezinirken Periveş Hanım’ı görür ve ona aşık olur. Periveş Hanım’ı da kendi gibi zengin ve statü sahibi olan Bihruz Bey, Periveş Hanım’ın gönlünü kazanmaya çalışır. Fakat bu durumdan haberi olan Keşfi Bey, Bihruz Bey’i engellemek için her türlü oyunu oynar. Bihruz Bey ve Periveş Hanım’ın hikayesi kitap boyunca hiçbir zaman aşk hikayesine dönüşememiştir.
Kitabın yazarı Recaizade Mahmut Ekrem, aşk hikayesi adı altında dönemin batılılaşma algısının ne kadar yanlış yerlere gittiğini abartı ve alaylı bir anlatımla eleştirir. Bihruz Bey’in batılılaşma adı altında sadece dış görünüşü ve zenginliği ile ön plana çıkma isteği dönemin batılılaşma algısını gösterir. Kitabı okudukça o dönemin batılılaşma konusunda insanların bakış açılarını daha iyi anlıyor hatta bugünküne ne kadar benzediğini de fark ediyorsunuz.
“Araba Sevdası” Türk edebiyatının klasik eserlerinden biri olduğu için dili zaman zaman karışık, anlamsız ve boğucu gelebiliyor. Bihruz Bey’in karakteri gereği yazarın kullandığı Fransızca cümleler okurken dikkatinizi bozabilir. Fakat hikayeye kendinizi kaptırdıktan sonra yazım diline alışıyorsunuz. Bu yüzden ilk sayfalarda pes etmemek önemli bir husus oluyor.
“Araba Sevdası” romanı aslında basit bir aşk romanı değildir. Karakterlerin analizi yapıldığında dönemin batılılaşma fikirlerinin lanse edilmeye çalışıldığı aşikardır. Recaizade Mahmut Ekrem, bu kitabında aslında batılılaşma fikrinin insanlar arasında Batı’nın sadece görünüşünü, zenginliğini ve popüleritesini almak olarak anlaşılmasını eleştirmiştir. Ben de açıkçası aynı fikirdeyim bu yüzden kitabın bu mesajla yazılması hoşuma gitti. Batılılaşma algısının sadece orada yapılan ve yararlı olan çalışmaları örnek alıp geliştirmek olarak kalması gerektiğini düşünüyorum.
Türk klasiklerini okumayı seviyorsanız, o dönemi anlamak ve aynı zamanda bir platonik aşk romanı da okumak güzel olurdu diyorsanız zaman kaybetmemenizi öneririm. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.
Kitapla kalın! ☕️

