Orijinal Kitap Yorumu

Kamelyalı Kadın// Alexandre Dumas

‘Erkeğin metres ilişkisi kurmasının gayet doğal ve saygınlığı için önemli bir unsur olduğu’ 19.yy’da Paris’te yaşayan baş karakter Marguerite, kitapta “kapatma” “fahişe” olarak ifade edilen bir genç kız. Adının anlamı Fransızca da papatya olsada ona Kamelyalı Kadın takma adını veren, kamelyadan başka çiçekle görünmemesi, birde her zaman yakasında taşıdığı kamelya çiçeği.

Bir takım takma adlardan ya da yaptığı işlerden ibaret, nesne olarak görülen Marguerite ‘nin derinine, duygularına, kaygılarına, korkularına, acılarına yer verilmiş hikâyede. Nesne olarak görülen bu insanların her şeyden önce insan olduğu, etiketlerinin ötesinde duygularının olduğunu bizzat yaşanmış bir örnekle aktarmış yazar. Kitaba dair çok sevdiğim anlamlardan biri de bu vurguydu kesinlikle.

Tam da Marguerite’in o duygulu ve derin yanını görebileceğimiz aşk hikâyesiyle devam eden kitapta diğer kahramanımız varlıklı diyebileceğimiz bir aileden gelen Mösyö Armand’dır. İkilinin tutkulu aşklarını, ilişkilerindeki iniş çıkışları, aşkın içindeki ızdıraplı acıyı da okuyoruz sıcak ve güzel anılarla beraber.

Yaşadıkları ayrılık ise onlar için acının en şiddetli haline dönüşür adeta. Bu ayrılığın en büyük etkeni de Mösyö Armand’ın babası şüphesiz. Baba olması kendisine bu ‘hakkı’ verirmiş gibi önce oğlu üzerinden bozmaya çalıştığı bu ilişkiyi, başaramayınca hiç vicdan azabı duymadan, zalimce Marguerite ‘e uyguladığı baskılar sonucu bozar, sevenleri de ayırmış olur böylece.

Yazarın yirmili yaşlarının başında yazdığı etkileyici eser unutamayacağım, favori kitaplarımdan biri artık. Etkileyici diyorum çünkü tamamıyla bu etkiyi hissettim. Özellikle kitabın sonlarına gelirken Marguerite ‘in mektubu ile yoğunluğu artan bu etkinin sonucu, hikâyeyi bitirdikten sonra bir süre hiç bir şey yapmadan kaldım öylece.

Sevgiler🌻

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir